25 Ağustos 2009 Salı

Emzirmenin Anneye Olan Yararları (Anne ve Bebek Sağlığı)

Bebek doğduğu anda en gelişmiş reflekslerinden birisi emme refleksidir. Bu refleksin amacı artık annesi ile olan organik bağını koparan yeni bireyin kendi beslenmesini sağlama gereksinimidir Tüm memeli canlılarda olduğu gibi insan yavrusu da doğar doğmaz annesinin memesini arar.

Emzirme anne ile bebek arasındaki ilk duygusal bağın kurulmasının ve bebek için getirdiği yararların yanı sıra anne sağlığı açısından da önemli yararlar sağlar.

Emzirmenin anneye sağladığı kısa ve uzun dönem yararlar şunlardır:

Rahimin kasılması ve kanamanın azalması
Emzirmenin ilk belirgin etkisi rahim kasılmaları üzerindedir. Bebeğin doğumu ile birlikte rahim kasları çok kuvvetli şekilde kasılır ve böylece plasentanın ayrıldığı yerden olan kanama kesilir. Bu olaya uterin involsyon adı verilr. Rahimin yeterli şekilde kasılması oksitosin adı verilen hormonun etkisiyle olur. Doğum sancılarının başlatılması ya da desteklenmesi amacıyla suni sancı amacıyla verilen hormon da oksitosindir. Beyinin hipofiz bölgesinden salınan oksitosinin vücutta iki etkisi vardır. Birincisi rahimin kasılması, ikincisi ise sütün memeden dışarı atılmasını sağlamaktır. Bu doğanın kendini koruma mekanizmalarından birisidir. Bebek emdikçe oluşan uyarı süt yapımını sağlayan prolaktin hormonunun üretimini arttırırken aynı zamanda üretilen sütün meme dışına atılması için yüksek miktarda oksitosin de salgılanır. Salgılanan oksitosin kan dolaşımı ile rahime ulaşarak kasılmasına neden olur ve bu sayede kanama azalır. Doğum sonrası bebeğinizi emzirirken kasıklarınızda adet sancısını andıran ağrılar duymanızın nedeni de bu kasılmalardır. Emziren annelerde kanama ve kan kaybı daha az olacağından uzun dönemde kansızlığa bağlı halsizlik, çarpıntı, çabuk yorulma gibi yakınmalar daha seyrek görülür.

Emzirme doğal bir doğum kontrol yöntemidir
Süt üretiminden sorumlu olan prolaktin hormonu beyinde yumurtlamayı kontrol eden hormonların salgılanması üzerinde etkiye sahiptir. Bu etki sonucu yüksek prolaktin düzeyi varlığında yumurtalıklarda yeni yumurta hücresi gelişimi olmaz. Yumurtlama olmadığı için gebelik olasılığı da ortadan kalkar. Bebek emmeye devam ettikçe süt üretimi ve dolayısıyla prolaktin üretimi devam eder ve yumurtlama baskılanır. Ancak bu baskılanma bebekte ek gıdalara geçildiğinde yavaş yavaş ortadan kalkar. Bebeğini sadece anne sütü ile besleyen kadınlarda yumurtlamanın geri dönmesi 4-6 ay civarında olur ve bu süre içinde emziren anneler istenmeyen gebeliklerden büyük oranda korunmuş olur. Emzirmenin ilk 3 ay için koruyuculuğu %90'ın üzerindedir. Ancak eğer bu dönem içinde adet kanamaları başlarsa büyük olasılıkla yumurtlama da başlamış demektir ve gebelik riski söz konusudur. Bu nedenle emziren annelerde ilk adet kanamasından ya da kanamanın olmaması durumunda 6. aydan sonra ek korunma önerilir.

Emzirme hamilelikte alınan kiloların verilmesini kolaylaştırır
Emzirme ve süt üretiminin kendisi de enerji gerektiren bir olaydır ve günde yaklaşık 500-1000 kalori harcanmasına neden olur. Emzirmeyen bir annenin bu kaloriyi yakması için 1 saatten daha uzun bir süre bisiklete binmesi ya da 2 saat yürümesi gereklidir. Bu nedenle emziren anneler emzirmeyenlere göre daha fazla kalori harcarlar ve hamilelikte aldıkları kiloları daha kolay verebilirler.

Emzirme kanserden korur
İlk kez 1700'lü yıllarda hiç çocuk sahibi olmayan rahibelerde meme kanserinin daha fazla görüldüğünün saptanması bu hastalık ile doğum ve emzirme arasında bir ilişki olabileceği fikrinin doğmasına neden olmuştur. Zaman içerisinde yapılan pekçok çalışma bu ilk gözlemin gerçek olduğunu ortaya koymuştur. Emzirme kadının meme kanserin yakalanma riskini azaltmaktadır ancak bu etkinin nasıl ortaya çıktığı bilinmemektedir. İleri sürülen mekanizmalardan birisi emzirme süresince ortaya çıkan düşük östrojen hormonu seviyelerinin bu koruyucu etkideki en önemli faktör olduğudur. Bir başka tez ise meme hücrelerinde süt üretimi sırasında meydana gelen moleküler değişikliklerin bu hücreleri kanser gelişimine karşı daha dirençli hale getirdiğidir.

Her yıl sadece Amerika Birleşik Devletlerinde 40.000'den fazla kadın meme kanseri nedeni ile hayatını kaybetmektedir. Tüm dünya göz önüne alındığında bu sayının 1.5 milyon civarında olduğu tahmin edilmektedir. Meme kanseri gelişmiş ülkelerde daha sık görülürken geri kalmış ya da gelişmekte olan toplumlarda ise daha seyrektir. Bu farklılığın temel nedeni kadınların dünyaya getirdiği çocuk sayısı ve toplam emzirme süresidir. çeşitli zamanlarda yapılan ve toplam 50.302 meme kanserli ve 96.973 meme kanseri olmayan kadının incelendiği 47 çalışmanın sonuçlarını birarada değerlendiren yeni bir araştırmada bir kadının emzirdiği her 12 ay için meme kanserine yakalanma riskinde %4.3'lük bir azalma olduğu ayrıca emzirme süresinden bağımsız olarak her doğumun bu riskte %7'lik ek bir azalma sağladığı ortaya konmuştur. İlk bakışta %4.3 az gibi görünse de annelerin bebeklerini 6 ay daha fazla emzirmeleri sonucu her yıl sadece İngiltere'de görülen meme kanseri sayısında 1.000 civarında azalma olmasını beklemek aslına oranın ne kadar önemli olduğunu ortaya koymaktadır.

Gelişmiş ülkelerde anneler bebeklerini ortalama 3 ay civarında emzirmektedirler. Geri kalmış ülkelerde ise anne sütünün bedava olması nedeni ile bu süre çok daha uzundur. Hem emzirme süresinin uzunluğu hem de çocuk sayısının fazlalığı nedeni ile gelişmekte olan ya da geri kalmış ülkelerdeki kadınlar yaşamlarının toplam 10 yıldan fazlasını emzirerek geçirmekteyken gelişmiş ülkelerde bu süre 8 ay civarındadır. Bu nedenle gelişmiş bir ülkede yaşayan bir kadının 70 yaşına kadar meme kanserine yakalanma olasılığı %6.3 iken geri kalmış ülkelerde bu risk %2.7'ye inmektedir. Azalma menopoz öncesi görülen meme kanserlerinde daha belirginken menopozdan sonra ortaya çıkan meme kanseri sıklığında bu derece belirgin bir azalma yoktur.

Bu veriler kesinlikle çok sayıda çocuk doğurun anlamını içermemektedir. Fazla sayıda doğumun genel kadın ve toplum sağlığı üzerinde çok olumsuz etkileri vardır ve asla önerilmemektedir ancak emzirmenin meme kanseri açısından ne derece önemli olduğunu ortaya koyması yönünden çok anlamlıdır. Bu nedenle dünyadaki gönüllü sağlık kuruluşları annelerin bebeklerini 2 yıla kadar emzirmeye devam etmelerini önermektedir.

Emzirmenin olumlu yönde etkilediği bir başka kanser türü de over yani yumurtalık kanseridir. Over kanseri çok sinsi seyreden ve son dönemlerine kadar belirti vermeyen bir kanserdir. Yapılan araştırmalarda 30 yaşından önce doğum yapan ve bir yıl ya da daha fazla süreyle bebeğini emziren kadınların over kanserine yakalanma riskinde belirgin bir azalma olduğunu ortaya koymuştur. Hamilelik ve emzirmenin her ikisi de yumurtlamayı baskıladığı için bu organın kanserilerinde azalmaya neden olur. Bu etki doğum kontrol haplarının yumurtalık kanserini azaltıcı etkisi ile aynı mekanizma sonucu ortaya çıkar.

Emzirmenin sosyal ve ekonomik etkileri
Anne sütü ile beslenen bebekler, mama ile beslenen bebeklere göre daha sağlıklı olmakta ve enfeksiyonlar başta olmak üzere pekçok hastalığa daha seyrek yakalanmaktadırlar. Bu durum özellikle çalışan annelerin psikolojik durumları üzerinde olumlu etki yaratır ve bebeğinin sağlık sorunları ile daha az mücadele etmek zorunda olan anne kendini işine daha kolay ve verimli şekilde verebilir. Bebeğin sağlıklı olması daha az sağlık harcaması veaile bütçesine katkı demektir. Ayrıca araştırmalar emziren annelerin emzirmeyenlere göre psikolojik açıdan daha güçlü ve kendine güvenlerinin daha fazla olduğunu ortaya koymuştur.

Kimler emziremez
Emzirmenin anne ve bebek sağlığı açısından kesinlikle sakıncalı olduğu çok az durum vardır. Bunlardan en önemlileri annenin kullandığı ilaçlardır. Guatr ilaçları, kanser ilaçları ile antipsikotik alan kadınlar bebeklerini emzirmemelidirler. Yine annede var olan bazı enfeksiyonlar da emzirmeye engel teşkil eder. Bunlar arasında en önde gelenler aktif tüberküloz (verem), AIDS ve Herpes (uçuk) enfeksiyonlarıdır. Benzer şekilde annede var olan psikiyatrik sorunlar da bebek yaşamını tehdit edebileceği için bu hastalıkların varlığında emzirmeye izin verilmeyebilir.

Meme enfeksiyonları başta olmak üzere hepatit, idrar yolu enfeksiyonu gibi hastalıklar ise emzirme karşısında bir engel teşkil etmezler. Piyasada reçeteli ya da reçetesiz satılan pekçok ilaç da aslında emzirme için engel oluşturmaz ancak böyle bir gereklilik varlığında yine de doktor onayı almak yararlı olabilir.

Meme ameliyatları sonrası emzirme
Günümüzde estetik amaçlı meme ameliyatları çok daha sık yapılmaktadır. Bu ameliyatları geçirmiş kişilerin emzirip emziremeyeceği yapılan ameliyatın türüne ve uygulanan tekniğe bağlıdır. Genelde meme dokusunun zarar görmediği silikon ya da benzeri malzemeler ile yapılan büyütme ameliyatlarının emzirme üzerinde hiçbir etkisi olmaz.

öte yandan küçültme ameliyatlarında ise hem süt üreten meme dokusu, hem bu sütü meme ucuna taşıyan kanallar hem de sütü meme ucundan dışarıya atan kısımlar zarar görebilir. özellikle meme ucunun yerinin değiştirildiği ameliyatlar sonrasında emzirme mümkün olmayabilir. Ancak emzirme potansiyeline zarar vermeyen teknikler kullanılarak yapılabilen küçültme operasyonları da mevcuttur.

Meme kanseri olanlar emizirebilir mi?

Meme kanserinin olgularının sayısı emzirme dönemindeki kadınlarda nispeten daha az olduğu için bu konuyla ilgili literatürde yeterli çalışma yoktur. Tedavi sırasında uygulanan ilaçlar annenin emzirmesinin kesinlikle sakıncalı olduğu durumlardan birini oluşturur. öte yandan tedavi tamamlandıktan sonra kadının emzirip emzirmeyeceğine karar veriren kişisel farklılıklar mutlaka göz önüne alınmalı ve her birey için kendine uygun bir karar verilmelidir. Cerrahi ve radyoterapi meme dokusunun yapısına zarar verebilir ve bu gibi durumlarda süt üretimi mümkün olmayabilir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder